04 Aralık 2021, Cumartesi 03:43

Sevgili Peygamber Efendimizin babası Hazreti Abdullah Hakkında A'dan Z'ye Her Şey

Sevgili Peygamber Efendimizin babası Hazreti Abdullah Hakkında A'dan Z'ye Her Şey

Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellemin sevgili babası Abdullah’dır. Yazımızın devamında Efendimizin kıymetli babası Hazreti Abdullah’ın merak edilen hayatını kısaca bildirdik.

Hazreti Abdullah’ın Hayatı

Peygamberimiz Kureyş kabîlesinin Hâşim oğulları kolundandır. Sevgili peygamberimizin mübarek babası Hazreti Abdullah’dır. Hazreti Abdullah’ın kıymetli babası Abdülmuttalib, kıymetli annesi de Fâtımâ binti Amr’dır. Efendimizin dedesi Abdülmuttalib, Mekke’nin hâkimi ve Arapların şeref îtibâriyle en üstün kabilesi olan Kureyş kabîlesine mensuptu. Abdülmuttalib’in alnında Muhammed aleyhisselâmın nûru parladığından Kureyş kavmi onunla bereketlenirdi. Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib, oğulları arasında en çok Hazreti Abdullah’ı severdi. Çünkü onun alnında Muhammed aleyhisselâmın nûru parlıyordu.

Hazreti Abdullah’ın Evliliği;

Mübarek babaları Abdülmuttalib O’nu her yönüyle O’na denk olan bir kız ile evlendirmek istiyordu. Bunun için Benî Zühre kabîlesinin büyüğü Vehb bin Abd-i Menâf’ın kıymetli kızı Âmine’yi oğlu Abdullah’a istedi. Vehb’in kızı Âmine; güzellik, ahlâk ve neseb îtibâriyle Kureyş kızlarının en üstünü idi. Ayrıca soy bakımından Abdullah ile birkaç batın yukarıda birleşmekte idi.

Abdülmuttalib, Vehb’in kızını oğlu Abdullah’a isteyince Vehb şöyle dedi: “Ey amcam oğlu, biz bu teklifi sizden önce aldık. Âmine’nin annesi bir rüyâ gördü. Anlattığına göre evimize bir nûr girmiş, aydınlığı yeri ve gökleri tutmuş. Ben de bu gece rüyâmda dedemiz İbrahim’i gördüm. Bana; “Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’la kızın Âmine’nin nikâhlarını ben kıydım. Onu sen de kabûl et.” dedi. Bugün sabahtan beri bu rüyânın tesiri altındayım. Acaba ne zaman gelecekler, diye merak ediyordum.” Bu sözleri duyan Abdülmuttalib sevincinden“Allahü Ekber! Allahü Ekber!” diyerek tekbir getirdi. Nihâyet oğlu Abdullah’ı Vehb’in kızı Âmine ile evlendirdi. Abdullah, Âmine ile evlenince alnında parlayan nûr, hanımına intikal etti.

Hazreti Abdullah’ın Güzelliği;

Hazreti Abdullah akranları arasında en çok beğenilen yakışıklı bir genç idi. Öyle güzeldi ki Mısır’a kadar şöhret bulmuştu. Alnındaki parlayan nur yüzünden iki yüze yakın kız onunla evlenme arzusu ile Mekke’ye gelmişti. Yüzünde diğer gençlerde bulunmayan bir güzellik ve parlaklık vardı. Nice hükümdarlar, Abdülmuttalib’e gelerek kızlarını oğluna alması teklifinde bulundular ve böyle olduğu takdirde her fedâkârlığa katlanacaklarını bildirdiler ise de kabul etmediler. Hazreti Abdullah, Varaka bin Nevfel’in kız kardeşi de dahil olmak üzere çeşitli kadınlardan aldığı evlenme tekliflerini reddetmiş ve babasının arzusu ile Vehb kızı kıymetli Âmine Validemiz ile evlenmiştir.

Hazreeti Abdullah’ın Kurbanlık Kıssası;

Zemzem kuyusunu sadece Abdülmuttalib ve büyük oğlu Haris kazıyordu. Zemzem kuyusunu tekrardan ortaya çıkarma işinde yalnızca oğlu Haris’ten yardım görüyordu. Bu sebeple cenabı Hak’tan Haris’ten başka kendisine on oğlu vermesini diledi. Ellerini açıp “Ya Rabbi bana on erkek çocuğu verir ve onlarla birlikte kuyuyu kazabilirsem oğlumun birini sana kurban edeceğim” demiştir.

Dua kabul olmuş; lakin aradan geçen uzun seneler sebebiyle söz unutulmuştu. Bunun üzerine rüyasında kurban sözüne sadakat göster diye nida işitti. Abdülmuttalip endişeyle uyanır uyanmaz bir koç kurban etti sonra yeniden yattı. Gözlerini yumar yummaz tekrar rüya gördü ve “ koçtan daha büyük kurban kesmelisin” denildi. Hemen kalktı ve sığır kesti ve tekrar uyudu. Ancak rahat bırakılımyordu ve yeniden “ daha büyük bir şey kurban eyle” diye ses işitti. Sözünü hatırlamayan Abdülmuttalip “ daha büyük ne ola ki” diye sordu ve cevabında seneler önce sözü aklına geldi ve fırlarcasına yataktan kalktı. Izdırabı büyük ve çok şaşkın idi.

Bu durumu oğullarıyla istişare etmek için onları bir araya topladı ve verdiği sözü ve adağından bahsetti. Bu adağı yerine getirme konusunda çocuklarından yardım istedi. Onlardan hiçbiri de buna karşı çıkmadı. İster birimizi, ister hepimizi kurban et biz emrindeyiz dediler ve yeter ki sen üzülme diyerek babalarına destek oldular.

Abu tarifsiz fedakarlık karşısında Abdülmüttalip gözyaşlarını gizleyerek, oğullarına, her birinin ismini bir ok üzerine yazıp getirmeleri söyledi. Kabe muhafızı kurban edilecek oğlun ismini çekti ve isim Abdullah’ın çıktı. Abdülmuttalib çocuklarının içinden en çok onu sevmesine rağmen yapacak hiç bir şey yoktu. Allah’a verdiği sözünü yerine getirmeliydi.

Abdülmuttalip bir eliyle Abdullah’ın bileğinden tuttu, diğer eline de keskin bıçağı aldı. Bu esnada yanlarında ağlayan diğer aile fertleri ile birlikte kurban kesme yerine gidiyorlardı. Kureyş kabilesi bu haber karşısında çok şaşkın ve donmuştu. Herkes Abdullah’ın kurban edilmemesi istiyordu ve bunun üzerine Hayber’de oturan meşhur kahin Şüca’nın diyeceğine uymaya karar verdiler.

Kahin, "Sizde bir insanın diyeti kaç devedir diye sordu ve cevabında on devediler dediler. Öyleyse Abdullah’ın bedeli karşısında on deveyi kurban edeceksiniz" dedi.  Bunun için Abdullah’ı bir tarafa, on deveyi bir tarafa koydular ve kura çektiler.Kura develere çıkarsa, develer kesilecek, Abdullah’a çıkarsa develere on tane daha ilave ederek kura çekmeye devam edilecekti. Kura her defasında Abdullah’ı gösterdi ve bu yüzden on deve ilave ederek çekim tekrarlandı. Onuncu çekilişte kura sayıları yüze vuran develere isabet etti ve herkeste sevinç ve coşku…

Hemen vakit kaybetmeden yüz deve kurban edildi ve herkes bayram etti. Günlerce bu etlerle geçindiler. Bu hadiseden sonra Abdullah “Zebih” yani “kurbanlık” lakabı ile çağrıldı. Aynı zamana İsmail aleyhisselam da benzer bir hadiseden dolayı O’na da “zebih” denilmişti. Bunun içindir ki sevgili Peygamberimize “İbnü’z Zebihayn”, “iki kurbanlığın oğlu” denilmiştir.

Hazreti Abdullah’ın Vefatı;

Âmine validemiz hâmile iken, kocası Abdullah ticâret için Şam’a gitmişti. Dönüş yolunda hastalandı. Medine’ye gelince, dayıları Neccâroğullarının yanında on sekiz yaşında iken vefat etti. Peygamber efendimizin babası Abdullah, oğlu doğmadan vefat edince, melekler; “Ey Rabbimiz, Resûlün yetim kaldı” dediler. Allahü teâlâ; “O’nun koruyucusu ve yardımcısı benim” buyurdu.

 

YORUM YAPIN

Bu makaleye bir yorum yapın.

 
 
KAPAT